Allah, hayırlı ömür bereketi versin; Sıtkı Keskin abimizi Osmaniyeli olup da bilmeyen yoktur sanırım. Sıtkı abi 60'lı, 70'li yıllarda orta okulda, dışarıdan din derslerine de girerdi. İşte bu derslerden birinde, talebelerine Allah'ın "bir"liğini anlatıyor. Çocukların daha iyi anlaması için de sözlerine hayattan bir örnek vererek devam ediyor: "Çocuklar, mesela şöyle düşünün ki; şayet Allah, bir değil de iki tane olsaydı ne olurdu? Biri yağmur yağdırırken, diğeri; "hayır, ben güneşi açtırmak istiyorum!" dese ne olurdu?" Sıtkı abi, bunları anlatırken farkında olmadan bir talebesinin gözüne öylesine dikkatle bakmış ki, çocukcağız Sıtkı
abinin, "ne olurdu?" cümlesini kendisine yöneltilen bir soru olarak algılamış ve korkuyla karışık bir telaşla bu "ne olurdu" sorusunun cevabını verivermiş: "Çakal yağmuru olurdu hocam!"
Hani bizi buralarda, bilhassa bahar ve yaz günlerinde, hava günlük güneşlikken yağan yağmura "çakal yağmuru" derler. Çocuk da oradan biliyor cevabı, anlayacağınız...
13 Aralık 2010 Pazartesi
Çakal Yağmuru
Gönderen
Hikayeci: Vecihi Batmaz
zaman:
13:10
Bunu E-postayla Gönder
BlogThis!
X'te paylaş
Facebook'ta Paylaş

Etiketler:
Osmaniye'den Hikayeler
0 yorum:
Yorum Gönder