Bugün size merhum "Kara Rıfkı" (Başlamışlı) ve "Kör Talat" arasında geçen bie anekdotu aktaracağım.
1955 yılı Eylülünde İstanbul'da vuku bulan meşhur 6-7 Eylül olaylarını herhalde bir yerlerden duymuşsunuzdur. Kıbrıs'ta Türklere Rumlar tarafından yapılan baskıların arttığı bu dönemde, "Yunanlıların, Selanik'teki Atatürk'ün doğduğu eve bomba attıkları" gibi bir şayianın ortaya atılması ile zaten gergin olan ortalık bir anda karışmış ve halk İstanbul'da bulunan Rum dükkanlarına saldırmıştı. Bu olaylar o zamanlar bütün Türkiye'nin gündemine oturmuş ve herkesin üzerinde konuştuğu bir olay haline gelmişti. İşte, tam bu zamanlarda rahmetli Kara Rıfkı, çarşıda Kör Talat ile karşılaşıyor ve Tala dayıya::
Kör Talat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kör Talat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Mart 2011 Cumartesi
"Tahranı keserini hazırla!.."
Gönderen
Hikayeci: Vecihi Batmaz
zaman:
04:28
0
yorum
Bunu E-postayla Gönder
BlogThis!
X'te paylaş
Facebook'ta Paylaş
Etiketler:
Kara Rıfkı,
Kör Talat
28 Ekim 2010 Perşembe
"Talat Dayı" ya da nam-ı diğer "Kör Talat"
Ben yetişemedim ama ona dair bir çok anıyı dinleyerek büyüdüm. Rahmetli 50'li, 60'lı yılların Osmaniye'sinin en renkli simalarından biri imiş. Kendi halinde belediyede küçük bir memur ama çok da küfürbaz bir adam. Onu kızdırıp küfrettirmek, onu tanıyanların en büyük zevki! Onu kızdırmaya cesaret edenler ise o dönemin belli başlı adamları...Zira, onu kızdırdıktan sonra ona bir miktar harçlık verip gönlünü almayı becerebiliyorlar. Şimdi, bu çerçevede hemen aklıma gelen bir hikayesini burada nakledeyim.
Zaman, 60'li yıllar. Osmaniye'ye yeni bir Emniyet Amiri atanmış; Vehbi Bey. (Kendisini 1980'de İstanbul'da tanıma fırsatı buldum. Allah rahmet eylesin, çok değerli bir insandı) O zamanki gelenekler gereği, şehrin ileri gelen esnafı, çiftçisi vb. bu yeni gelen amire "hoş geldin" ziyaretine giderler.
İşte, bunlardan aşağıda ismini vereceğim iki kişi de böyle bir ziyaret için Vehbi Bey'in kapısını çalıyorlar. Vehbi bey, hakikaten çok ciddi ve prensipli bir adam. Kısa bir hoşbeşten sonra gelenlere soruyor:
-"Siz bilirsiniz, Osmaniye'de böyle huzur bozan, halkı rahatsız eden kimseler var mıdır?"
Bizimkiler bu soru üzerine anında gözgöze geliyorlar ve:
"Valla efendim "Kör Talat" derler biri var ama önemsiz, eline üç beş kuruş verip savıyoruz işte!.."
diye cevap vererek, güya soruyu geçiştirmiş oluyorlar. Bu da, Vehbi beyin hiç tahammül edemeyeceği, kabul edemeyeceği bir durum! Bunlar da zaten bunu bildikleri için bu şekilde fitili ateşlemiş oluyorlar tabii ki...
Neyse, çay kahve faslından sonra müsaade isteyip makamdan ayrılıyorlar.
Zaman, 60'li yıllar. Osmaniye'ye yeni bir Emniyet Amiri atanmış; Vehbi Bey. (Kendisini 1980'de İstanbul'da tanıma fırsatı buldum. Allah rahmet eylesin, çok değerli bir insandı) O zamanki gelenekler gereği, şehrin ileri gelen esnafı, çiftçisi vb. bu yeni gelen amire "hoş geldin" ziyaretine giderler.
İşte, bunlardan aşağıda ismini vereceğim iki kişi de böyle bir ziyaret için Vehbi Bey'in kapısını çalıyorlar. Vehbi bey, hakikaten çok ciddi ve prensipli bir adam. Kısa bir hoşbeşten sonra gelenlere soruyor:
-"Siz bilirsiniz, Osmaniye'de böyle huzur bozan, halkı rahatsız eden kimseler var mıdır?"
Bizimkiler bu soru üzerine anında gözgöze geliyorlar ve:
"Valla efendim "Kör Talat" derler biri var ama önemsiz, eline üç beş kuruş verip savıyoruz işte!.."
diye cevap vererek, güya soruyu geçiştirmiş oluyorlar. Bu da, Vehbi beyin hiç tahammül edemeyeceği, kabul edemeyeceği bir durum! Bunlar da zaten bunu bildikleri için bu şekilde fitili ateşlemiş oluyorlar tabii ki...
Neyse, çay kahve faslından sonra müsaade isteyip makamdan ayrılıyorlar.
Gönderen
Hikayeci: Vecihi Batmaz
zaman:
16:29
0
yorum
Bunu E-postayla Gönder
BlogThis!
X'te paylaş
Facebook'ta Paylaş
Etiketler:
Kör Talat,
Osmaniye'den Hikayeler
