Merhum Rıfat Çığ hocamızdan bir hikaye daha anlatmaya söz vermiştik. O sözümüzü bugün yerine getirelim:
Şimdi anlatacağımız hikaye, merhum Nihat Sezgin'in bizzat şahit olarak anlattığı bir hikayedir. Merhum diyor ki:
"Yaz günleri... Arkadaşım Muzaffer Alicik ve ben bekâr iki delikanlıyız. Hafta sonu, sıcaklardan bunaldık, Zorkun yaylasına çıkalım dedik. O zamanlar, şimdiki Orman İşletmesi Lojmanın bulunduğu tepede, ahşaptan yapılma, yanyana sıralanmış "bekâr odaları" vardı. Burdan bir oda kiraladık. Akşama kadar yedik içtik, gezdik tozduk, derken gecenin bir vakti odamıza geldik. Tam yatacağımız sırada, yan odaya 4-5 kişilik bir gurup geldi. Kafalarının da iyi olduğu belli. Yüksek sesle konuşup şakalaşıyorlar. Sesleri de tanıdık geliyor. Biraz dikkat edince anladım ki, bunlar bizim Rıfat Hoca, Alicik Dede Emmi ve bir kaç öğretmen daha...
Rıfat Hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rıfat Hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Aralık 2010 Çarşamba
"Benim verdiğim kanun teklifine karşı çıkacak adamın..."
Gönderen
Hikayeci: Vecihi Batmaz
zaman:
05:12
0
yorum
Bunu E-postayla Gönder
BlogThis!
X'te paylaş
Facebook'ta Paylaş
Etiketler:
Rıfat Hoca
28 Kasım 2010 Pazar
"39'udu 40 olsun öyleyse, al ulan!.."
Rifat Hoca merhum (Rifat Çığ), öğretmen emeklisi olup, son derece şakacı ve "rind" bir insanmış. Hayata, hep mizah penceresinden bakmayı tercih ettiğini anladığımız Rıfat Hoca merhum, bir gün, Osmaniye'nin meşhur yaylası Zorkun'un hemen alt taraflarında yer alan Derviş Pınarı mahallinde, pınarın hemen üst tarafında bir yere çilingir sofrasını kurmuş, hem pınarın sesini dinliyor, hem de açmış rakısını, ufaktan demleniyor. Bu sırada bir Aydınlı delikanlısı, önünde 8-10 koyunla pınarın başına, koyunlarını "sulamaya" getiriyor.
Gönderen
Hikayeci: Vecihi Batmaz
zaman:
05:25
1 yorum
Bunu E-postayla Gönder
BlogThis!
X'te paylaş
Facebook'ta Paylaş
Etiketler:
Rıfat Hoca
